Kenar H. (Yürütücü), Ünübol N. , Cebeci S. , Polat T. , Kocagöz Z.
Diyabet hastalarının % 25’i, hayatlarının bir noktasında kronik yaralar, ülserler veya enfeksiyonlarla yüzleşmek durumunda kalır. Yetersiz kontrol edilen kan şekeri seviyeleri veya uzun süreli diyabet sonucu bu hastalarda kronik yaralar gelişir. Diyabetin damarlar üzerindeki etkisinin bir sonucu olarak ortaya çıkan nöropati veya vaskülopati, diyabetin iki önemli komplikasyonudur ve ayakta yaraların oluşmasına sebep olabilir. Normal insanlarda yeterli bakım ile kısa sürede iyileşebilecek bir yara, diyabet hastalarında çok kısa sürede kötüleşir ve derin yaralara, ülsere dönüşebilir. Bu yaraların çoğuna mikrobiyal enfeksiyon eşlik eder ve bu durum tedaviyi daha da güçleştirir. Yaradaki bakteriyel veya fungal kaynaklı biyofilm, iyileşmeyi engelleyebilir ve özellikle ülkemizde antibiyotik dirençli bakterilerin mevcudiyeti nedeniyle antibiyotiklerle tedavi edilmesi zordur. Tedavi edilmediği takdirde, bu durum bir ayağın veya uzvun kesilmesiyle sonuçlanabilir. Bu derin yaraların tedavisinde kullanılacak ideal yara örtülerinin hem mevcut enfeksiyonu bertaraf etmesi hem de yaradaki kronik enflamasyon evresinin aşılıp normal iyileşen bir yaraya dönüşümü için biyoaktif molekülleri de içermesi gerekmektedir. Projemizde özellikle derin ve şekilsiz yüzeye sahip enfekte diyabetik yaraların tedavisi hedeflemektedir. Tedavi yaklaşımımızda insan plasenta diskinden hücresizleştirme sonucu elde edilecek pre-hidrojele metakrilat grupları bağlanacak ve bu sayede yara yüzeyinin tümü homojen olarak bu sıvı ile kaplandıktan sonra hızlı jelleşme için metakrilat grupları iki dakika kadar kısa bir sürede fotoçapraz bağlanacaktır. Bu sayede pre-hidrojelin yaradan akması engellenecektir ve kronik yara bölgesinin pH’sı 7.0-9.0 aralığında değişkenlik gösterdiğinden jelleşmenin gerçekleşmeme olasılığı ortadan kaldırılacaktır. Söz konusu pre-hidrojel hem antibakteriyel hem de antifungal özelliği olan geniş spektrumlu antimikrobiyal peptid içereceğinden enfekte diyabetik yaranın tedavisinde yüksek etkinlik göstermesi beklenmektedir. Plasentadan elde edilen pre-hidrojelde mevcut biyoaktif molekküller sayesinde de kronik enflamasyonun aşılıp normal yara iyileşmesinin gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Antimikrobiyal ve biyoaktif hidrojel ile doldurulan yara bölgesi, son olarak hücresizleştirilmiş plasental membran ile kapatılacaktır. In vitro ortamda etkinliği test edilecek yara örtüsünün enfekte diyabetik yara modelinde in vivo testlerinin de gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Proje çıktısının bir ürüne dönüşme potansiyeli yüksektir ve elde edilecek bulgularla ticarileşmesi yönünde in vivo deneyleri tamamlanmış olarak ilerlenecektir. Bunlara ek olarak nihai ürünün yurt dışına bağımlılığımızı azaltma ve rekabet gücümüzü artırma gibi potansiyelleri de mevcuttur.